Paylaş
Aşağa gitmek
avatar
Mesaj Sayısı : 6294
Ad Soyad : Güvercin Forum
Nerden : Türkiye
Doğum Tarihi : 05/10/84
Forum Kayıt : 10/01/08
Kullanıcı profilini görhttp://turkiye-guvercin.forum-2007.com

DIŞ PARAZİTLER

Bir 21/5/2008, 4:51 pm
GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN DIŞ PARAZİTLER


GÜVERCİN BİTİ
Mallophaga adı verilen ısırıcı bitler takımının Menoponidae ve Philopteridae familyasına bağlı bazı bit türleri güvercinlerde de asalak olarak bulunurlar. Güvercinler üzerinde bulunan tüm bit çeşitlerini ben bu yazı kapsamında kabaca “güvercin biti” olarak adlandıracağım.
Burada önemle belirtmek istediğim bir nokta, güvercinler üzerinde bulunan bit türlerinin hiç birinin insana bulaşmayacağıdır. 3500 kadar çeşidi bulunan bit, üzerinde yaşadığı canlıya göre özelleşmiş bir yapı gösterir. Hatta aynı canlı üzerinde canlının farklı bölgelerine özelleşmiş bit türleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla güvercin üzerinde yaşayan bir bit çeşidini insanın üzerine taşırsanız bu bit insanın üzerinde yaşayamaz ve ölür. Çünkü güvercin bitlerinin tümü tüy ve telek yiyebilecek bir çene yapısına sahiptirler. İnsanda görülen bit türleri sadece kan emerek yaşayabilen Anoplura takımına ait alt türlerdir.
Kuşların çoğunda vücudun değişik bölgelerinde yaşamaya uyum sağlamış en az 4 ya da 5 tür bit aynı anda asalak olarak yaşamını sürdürebilir. Güvercinler üzerinde yaşadığı saptanmış bit türleri şunlardır.

GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN BİT TÜRLERİ
1 ) Menopon gallinae : Menoponidae ailesindendir. Antenleri 4 parçalı ve uzundur. Gövde iki parçalı bir görünümdedir. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşır. Tavuk biti ya da kırmızı bit adı ile bilinen bu bit türü, daha çok tavukların üzerinde bulunmaktadır. Sarımsı bir rengi vardır. Üzerinde kırmızı benekler bulunduğu için “kırmızı bit” adı ile de anılır. Bu bit türü tavukların yanı sıra nadiren güvercinler ve kanaryalar üzerinde de görülmektedir. Tüy ve telek yiyerek yaşar.

2 ) Goniocetes piageti : Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır.

3 ) Goniocetes compar : Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır.

4 ) Columbicola columbae : Philopteridae ailesindendir. Antenleri 5 parçalıdır. Ayak uçlarında bir çift tırnak taşırlar. Tüy ve telek yiyerek yaşarlar. Evcil ve yabani kuşlarla birlikte yoğun olarak güvercinlerde de bulunurlar. Rengi sarı, kahverengi tonlarındadır. Diğer güvercin bitlerine göre daha uzunumsu bir yapısı vardır.

Güvercinlerde görülen bu bit türleri daha çok mevsimlik bir şekilde ortaya çıkarlar. Kış aylarında güvercinler üzerinde nadiren bite rastlanır. Ancak havaların ısınması ile birlikte aniden bütün kuşlarımıza yayıldıklarını görüp şaşırabiliriz. Güvercin bitlerinin üremesi için yaz mevsimi ideal koşulları sağlar. Tüy değişim dönemleri ise bitlenmenin en yaygın dönemlerini oluşturur. Bu dönemler bit açısından bol besin vardır. Uzun süre üzerinde bit barındırmış güvercinlerin özellikle kuyruk ve kanat teleklerinde bitlerin yemesi sonucu oluşmuş delikler ve belirgin zedelenmeler gözlenebilir.
Bit üzerinde yaşadığı güvercini hemen hemen hiç değiştirmez. Hatta güvercinin bir nedenle ölmesi halinde üzerinde yaşayan bitlerde sonradan ölürler. Ancak güvercinler arası kavgalar, çiftleşme, ortak beslenme ve sürtünme gibi yakın temas durumlarında bit diğer kuşa geçebilir. Aslında salmamızda bir kuş bitlendiyse ve biz onu hemen tespit edip ayırarak tedavi yoluna gitmemişsek büyük bir ihtimalle bit, salmamızdaki tüm kuşlara kısa zamanda yayılacaktır.


2 ) ATSİNEĞİ
Bazı kuşçular tarafından kan emici özelliği nedeni ile “kene” olarak da adlandırılan bu parazit, aslında kene grubuna dahil değildir. Çiftkanatlılar ( diptera ) takımının bir üyesi olan atsineği, bu takımın Hippoboscidae ailesindendir. Bu ailenin üyeleri Asya ve Afrika kıtaları üzerinde yaygın olarak bulunmaktadır.
Bütün çiftkanatlılarda olduğu gibi, atsineği de iki kanatlı ve üç ayaklıdır. Uçucu bir böcek olan atsineğinin iri petek gözleri başının üzerinde yer alır. Ağız yapısı kan emmeye ve delmeye uygun bir şekilde gelişmiştir. Kan emmek için kuvvetli ve gelişmiş bir hortuma sahiptir. Bu hortum istenildiğinde kafanın içine çekilebilmektedir. Hortum hafice döndürülerek üzerinde yaşanan hayvanın içine doğru sokulur. Kan emme süresi ve sıklığı türlere göre değişir.
Uzunluğu 7- 10 mm kadar olan bu asalak, yassı bir vücut yapısına sahiptir. Tıknaz gövdeli ve küt kanatlı olan atsineğinin vücudu sert bir kitin tabakası ile kaplıdır bu nedenle karasinek gibi ezilerek kolayca öldürülemez. Kuşların üzerine yaşayanları bu kitin tabakası sayesinde gaga darbelerinden kurtulurlar.
Çiftkanatlıların çoğu gibi atsineği de hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında atsinekleri bir etken olabilir. Atsineği, üzerinde bulunduğu güvercinin tüylerinin az olduğu koltuk altı ya da sık uçurulan kuşlarda görülen kanat çırpma sonucu oluşan kanat başlarındaki ufak yaralar gibi yerlerden kuşun kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde atsineği bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır.
Atsineği adından da anlaşılacağı üzere sıcak kanlı hayvanların özellikle de at ve sığır gibi memelilerin bir asalağıdır. Bu tür hayvanların bacak arası, karın ve kuyruk altı gibi daha tüysüz bölgelerine yerleşip kan emerek yaşamını sürdürür. Aslında bu şekilde asalak yaşayan atsineği genellikle dişidir. Çünkü dişiler yumurtalarını geliştirebilmek için kandaki proteinlere gereksinim duyarlar. Atsineği bazen çok nadir olarak insanlarda bile görülebilir. Güvercinlerde ise oldukça yaygındır. Güvercinde ve insanda görülen tür, Hippobosca equina adı verilen aynı türdür.


HIPPOBOSCA EQUINA
Atsinekleri üzerinde yaşadıkları canlıya göre değişik türler altında toplanmışlardır. Güvercinler üzerinde görülen atsineği, Hippobosca equina adı verilen bir türdür. Bu tür güvercinlerle birlikte yaklaşık 15 kadar canlıda da görülmektedir. Bu türün kan emme süresi 15 ile 40 dakika arasındadır. Kan emme sıklığı ise günde 5-6 defadır. İyi bir uçucu değildir. Kanatları kısmen körelmiştir. Genellikle üzerinde yaşadığı canlıyı değiştirmeme eğilimindedir. Bu nedenle kanata fazla gereksinim duymaz.
Hayatları tamamen üzerinde yaşadıkları canlıya bağlı olarak gelişir. Güvercinlerde görülen bu tür sadece kan emerek yaşamını sürdürür.

3 ) KENE
Acarina takımının bir üyesi olan kenelerin büyüklükleri 1 mm ile 3 cm arasında değişmektedir. Yuvarlak yapılı bir canlı olan kene, kuşlarda, evcil hayvanlarda, insanda ve bitkilerde çoğunlukla parazit olarak yaşar. Çoğunlukla diyorum çünkü bazı türleri zaman zaman ya da yaşamının belirli bir evresinde parazittir. Bazı türleri ise parazit değildir. Genellikle karsal ortamda bulunmakla birlikte tatlısuda ve denizlerde yaşayan türleri de bulunmaktadır. Bu ailenin sıcak kanlı canlılar üzerlerinde yaşayanlarına kene adı verilirken suda yaşayan üyelerine akar denilmektedir. Bütün bu türlerinin sayısı 30.000 kadardır. Yeryüzünün hemen hemen tüm bölgelerine yayılmış olarak bulunurlar.
Dış görünüş olarak en önemli özellikleri vücutlarının bölütlü olmamasıdır. Vücut bölgeleri tamamen kaynaşmış durumdadır. Yuvarlak tek parça bir gövdeden çoğu defa 4 çift yürüme bacağı çıkar. Bacakların uçlarında kavrama ve tutunma işine uygun birer çift tırnak bulunur. Ağız parçaları delmeye ve emmeye uygun şekilde gelişmiştir. Vücutlarının üzeri genellikle tüy ve dikenlerle kaplıdır. Gözleri fazla gelişmemiş bir canlı olan kenelerde bu tüyler dokunma organı görevi görürler.
Renkleri değişiktir. Kahverenginin çeşitli tonları, siyah, turuncu, yeşil ve kırmızı olanları vardır. Bazıları da bu renklerin bir karışımı şeklindedir. Yaprak döküntülerinin arasında, humuslu topraklarda, çürümüş köklerin arasında, bir parça orman toprağının içinde, memeli hayvanların inlerinde, kuş ve karınca yuvalarında, güvercin salmalarında bir çok kene türü bulunabilir. Bunların bir çoğu ancak mikroskop altında görülebilecek büyüklüktedir.
Kuşlar ve memeli hayvanlarda görülen kene türleri genellikle yalnız beslenecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Bunun dışındaki zamanlarını konukçunun vücudunun dışında bir yerde geçirirler. Örneğin konukçunun yuvası gibi. Kenelerin vücutları, güvercinlerde bulunan diğer parazit türlerinde olduğu gibi sert bir kitin tabakası ile kaplı değildir. Bu nedenle keneler kan emdikçe şişerler.
Genelin aksine kuşlarda görülen bazı kene türleri bütün yaşamlarını konukçuya yapışık olarak geçirirler. Telek yiyerek yaşayan bazı türler buna örnektir. Beslenme tipine göre Parafajen olarak adlandırılan bu türler, üzerinde yaşadıkları canlıya ( konukçularına ) kan emici diğer türlere göre daha az zarar verirler. Bazı kene türleri ise konukçularının solunum sistemlerinde iç parazit olarak bulunurlar.
Kene türleri mikrop taşıyıcı ve hastalık bulaştırıcı canlılardır. İnsana humma mikrobunu taşıdıkları gibi uyuz hastalığına da neden olurlar. Tahıl keneleri ise depolanmış tahıllara büyük zararlar verebilirler.

GÜVERCİNLERDE GÖRÜLEN KENE TÜRLERİ
1 ) Dermanyssus gallinae : Kuş kenesi adı ile de bilinen bu parazit kan emicidir. Uzunluğu 0.7 mm kadardır. Tavuk ve sülün gibi canlıların yanı sıra güvercinler üzerinde de rastlanmaktadır. Nadiren evcil hayvanlarda ve insanda da görülebilir. Sürekli olarak konukçularının üzerinde yaşamazlar. Sadece kan emecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Gündüzleri aktif değildirler, genellikle bir yerde gizlenirler. Gece olunca aktif hale geçerek kan emecekleri canlıyı aramaya başlarlar.

2 ) Argas reflexus : Güvercin kenesi adı ile bilinir. Güvercinlerde en sık görülen kene türüdür. Erkekleri 4, dişileri 8 mm uzunluğundadır. Vücutları yassı oval şekillidir. Kan emerek yaşar. Güvercinlerin dışında nadiren tavuk, ördek ve insandan da kan emerler. Sürekli olarak konukçularının üzerinde yaşamazlar. Sadece kan emecekleri zaman konukçularına yapışırlar. Gündüzleri aktif değildirler, genellikle bir yerde gizlenirler. Gece olunca aktif hale geçerek kan emecekleri canlıyı aramaya başlarlar.

3 ) Argas percisus : Daha çok tavuklarda bulunan bir kene türüdür. Nadiren güvercinlerde de görülür. Kan emerek yaşar. Geceleri aktiftir.

Güvercinlerde görülen kene türlerinin hepsi kan emici türler olup geceleri aktif haldedirler. Gündüzleri ise genellikle güvercinlerin yuvalarında ya da yakın yerlerde gizlenirler. Güvercinlerde kene çok yaygın değildir. Ya da farklı bir söyleyişle bit ve atsineğine oranla daha az görülür. Kene de çoğu asalak gibi hastalık taşıyıcıdır. Bir canlıdan diğerine geçerek yaşadıklarından bir çok hastalığı da beraberinde bulaştırabilirler. Güvercinlerde, Pox, Pramyxovirosis, Salmonella, Trichomonas gibi hastalıkların bulaşmasında kene bir etken olabilir. Kene güvercinin kanını emerek onu fena halde rahatsız eder. Üzerinde kene bulunan kuşlar zaman içinde kan kaybı ve oluşan aşırı stres sonucu halsiz ve güçsüz düşebilirler. Bu durum ortaya çıkmak için fırsat kollayan çeşitli hastalıklar için ideal bir ortam yaratır.

ÜREMESİ
Keneler ayrı eşeylidir. Çoğu yumurtlayarak, bazı türleri ise yumurtaların dişinin içinde açılması sonucu doğurarak ürerler. Bir çok türünde ise döllenmesiz üremeye rastlanır. Çiftleşme davranışları türlere göre değişiktir. Spermler erkekten dişiye doğrudan çiftleşme organı ya da sperm kapsülleri aracılığı ile aktarılır. Erkek sperm kapsüllerini bir yüzeye bırakabildiği gibi, ağzı yolu ile dişinin üreme deliğine de bırakabilir.

Yumurta sayısı türlere göre değişiklik gösterir. Yumurtalar genellikle toprak ve humus içersine depo edilirler. Yumurta bırakan türlerde yumurtadan yavru çıkana dek 4 ayrı gelişim evresi gözlenir. Yumurtadan yavru çıkma süresi 4 ; 6 hafta kadardır. Çıkan yeni yavruların önemli bir özelliği 3 çift bacağa sahip olmalarıdır. Böylelikle yavrular 4. Çift bacaklarının olmaması ile erginlerden ayrılabilirler.

DIŞ PARAZİTLERE KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER
Yukarda incelendiği gibi güvercinlerde görülen dış parazit türleri oldukça çeşitlidir. Ancak parazitin türü ne olursa olsun izlenecek koruyucu önlemler hemen hemen aynı gibidir. Bunların başında, güvercin yuvalarının, salmaların temizlik ve hijyenik açıdan bakımı gelmektedir. Daha sonra güvercinlerimizin periyodik kontrolu ve ilaçlanması söylenebilir. Eğer güvercinlerimizin parazit taşımalarını ve hastalık yapıcı mikroplara açık olmalarını istemiyorsak alınabilecek koruyucu önlemleri şu şekilde özetleyebiliriz.

1) Kuşlarınızı yerde yemlemeyiniz. İçine kuşların dışkısı girmeyecek şekilde özel olarak hazırlayacağınız yemlikler kullanınız. Tavuklar için üretilmiş olan üstü telli yemlikler güvercinler için de kullanılabilir.
2) Suluklarınız da aynı şekilde içine dışkı bulaşmayacak biçimde korunaklı olmalıdır. Piyasada satılan üstü kapalı güvercin suluklardan kullanabilirsiniz.
3) Kuşlarınızın yemlik ve sulukları, başka kuşların ( serçe, yabani güvercin ) kullanımına açık olmayacak şekilde bulundurulmalıdır.
4) Salmanızı ve salma içi ekipmanlarınızı sık ve düzenli aralıklarla temizleyiniz. Bu temizleme sırasında dezenfektan ilaçlar kullanmak uygundur. Hiçbir ilaç yoksa klorlu bir çamaşırsuyu da iyi bir dezenfektan görevi görür. Salmanın temizlenip dezenfekte edilme aralığı en fazla bir hafta olmalıdır. Ayrıca salmanın içinin havadar olmasına özen gösteriniz. Havadar olmayan dar ve küçük mekanlarda güvercin beslemek, güvercinlerimizin sağlığı açısından hiç de uygun değildir.
5) Salmanın tabanı ıslak olmamalıdır. Islak ortam bir çok mikrobun barınması ve parazitlerin yumurtalarının gelişimi için oldukça uygun bir zemin yaratmaktadır. Salma tabanına kum sermeyiniz. Salma tabanındaki kum, mikrop ve parazitler için iyi bir barınma ve gelişme ortamı sağlar.
6) Salmanızı, içine her tür parazitin, sineğin, böceğin vb girmesini engellemek amacı ile uygun gözenekli kafes teli kullanarak yalıtınız.
7) Kuşlarınızın diğer bütün kuşlardan evcil ve yabani bütün güvercinlerden uzak ve yalıtık bir ortamda yaşamasına ve uçurduğunuzda bu tür kuşlarla temas etmemelerine dikkat ediniz.
8) Güvercinlerinizin tümünü en az ayda bir kez genel sağlık kontrolünden geçiriniz. Bu kontrol sırasında olması muhtemel tüm hastalıkların belirtilerini inceleyiniz ve dış parazit taşıyıp taşımadıklarını gözleyiniz. Yaz aylarında ve tüy değişim dönemlerinde dış parazit kontrollerini artırınız.
9) Sürekli kaşınan ve huzursuz bir görüntü sunan kuşlarınızı mutlaka parazit taramasına tabi tutunuz. Salma içini belli aralıklarla parazit öldürücü ilaçlarla ilaçlayınız.
10) Kuşlarınıza haftada bir banyo yaptırınız. Banyo sularına parazit önleyici ve koruyucu ilaçlar karıştırınız. Ayrıca parazit taşımasalar bile güvercinlerinizi yaz aylarında ayda bir, kış aylarında iki ayda bir dış parazit öldürücü ilaçlar ile ilaçlayınız. Bu konuda ilaçlar bölümde detay bilgi vereceğim.


En son Forum Admin tarafından 29/11/2008, 11:19 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
avatar
Mesaj Sayısı : 5509
Ad Soyad : Murat Göcmen
Nerden : Almanya
Doğum Tarihi : 04/02/78
Forum Kayıt : 04/01/10
Kullanıcı profilini görhttp://murat-tuna66.jimdo.com/

Böcekler ve Fareler

Bir 6/7/2010, 7:50 pm
BÖCEK VE
FARE İLAÇLAMA







AMERİKAN HAMAM BÖCEĞİ


Amerikan Hamamböceği: Ortalama 2 - 3 Cm
uzunluğundadır. Kanatlı kırmızımsı kahverenginde
en büyük hamam böceği türüdür. Amerikan hamam
böcekleri aynı zamanda nemli, sıcak ve pis
mekanları severler. Bu haşere türü çeşitli
şekillerde yaşadığımız mekana girebilirler.
Amerikan hamam böceklerin mücadelesi oldukça
zordur. Mücadele satın alınan çeşitli ürünler
yapılan kısmi mücadele başarılı olmadığı gibi
zaman ve ekonomik kayba da yol açar. Aynı
zamanda Amerikan hamam böceklerinin bu süre
zarfında üremeleri de artar. Aynı zamanda uygun
ilaç ve periyodik uygulama gerekir.




ALMAN HAMAM BÖCEĞİ (kalorifer
böceği)


Alman hamam böceği, kalorifer böceği olarak da
bilinir, açık kahverenginde ve ön göğüs bölgesinde iki
koyu bant taşır. Alman hamam böceği 10-12 mm
boyundadır. Alman hamam böceği hiç zorlanmadan
bir yerden bir yere geçebilir veya taşınabilir. Alman
hamam böceği
yumurta yöntemiyle ürer ve çoğalır.

Alman hamam böceği
yumurtalarını sırtında taşıyarak gittiği her yere
yumurtalarını götürür. Alman hamam böceği her
türlü pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırır. Kazan
dairesi, depo bodrum altı gibi yerlerde yoğun

olarak bulunur. Alman hamam böceği gıda zehirlenmeleri,
verem, hepatit, mantar hastalıkları gibi çeşitli
hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırır.




































































































































































































ORYANTAL HAMAMBÖCEĞİ ( BLATTA
ORİENTALİS ) (KARA FATMA)


Oryantal hamam böceği (kara fatma) oval biçimli,
parlak siyah ve çok koyu kahverengindedir. Oryantal
hamam böceği
25-30 mm. boyundadır. Oryantal hamamböceğinin anavatanı Asya olup buradan tüm
dünyaya yayılmıştır.

Oryantal hamam böceği (kara
fatma) her türlü gıda ve organik maddeyi yeme özelliğine
sahiptir. Aynı zamanda her türlü pisliği, mikrobu
taşırlar ve bulaştırırlar. Oryantal hamam böceği
(kara fatma) özellikle evlerde ilk yerleşeceği
mekanlar mutfak ve banyolardır. Karanlığı çok severler
ve bu nedenle de geceleri ortaya çıkarlar. Oryantal
hamam böceği
(kara fatma) bilinçsizce yapılan amatör
mücadelede yöntemlerinde ilaçlara karşı çok çabuk direnç
kazanır. Aynı zamanda oryantal hamam böceği (kara
fatma) gıda zehirlenmeleri, verem, hepatit, astım vs
gibi hastalıkların mikroplarını taşır ve bulaştırır.




KARINCA İLAÇLAMA (HYMENOPTERA
FORMİCİDAE)


Sosyal yaşayan, yapıları ve görevleri
ile farklı sınıflardan topluluk oluştururlar. Bazıları
15-20 yıl yaşamaktadırlar. Erkekler; işçi ve kraliçeden
belirgin olarak ince yapılı olmaları ile ayrılır.
Kraliçe ilk yumurtalarını martta bırakmaya başlar ve ilk
yumurtadan kanatlı eşeysel bireyler oluşur. Eylülde
yumurta bırakma durur. Yazın dış mekanlarda yuva yapmayı
tercih ederler. Kimyasal olarak; halk sağlığı alanında
kullanılan Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlı
insektisitlerin kullanılması tavsiye edilmektedir.
Karınca ilaçlama önemlidir. Karınca ilaçlama dikkatle
yapılmalıdır.



KARA SİNEK - KARASİNEK

Bu
zararlılar ev sineği olarak bilinirler. Çöpler ve
çürümekte olan organik atıklarla beslenirler ağız
yapıları sokma-ısırma niteliği taşımadığı için
yalayıcı-emici özellikte gelişmiştir. Vücutları
aracılığı ile binlerce hatta milyonlarca zararlı madde
ve mikroorganizmayı insanların yiyecek içeceklerine
bulaştırmak suretiyle birçok hastalığın taşınmasında
önemli rol oynarlar. Kara sinek ilaçlama önemlidir. Kara
sinek ilaçlama değişik yöntemlerle yapılabilir.



SİVRİ SİNEK - SİVRİSİNEK

Bu
cinsler sarı hummat, deng ve ansefalit hastalıklarının
taşıyıcılarıdır. İstirahat halindeyken gövdeleri
dinlenme düzeyine paralel, hortumları eğik durumdadır.
Ayrıca dişilerinde kuyruk duyargası bulunur.
Yumurtalarını yağmur birikimlerine veya tuzlu su içeren
bataklıklara bırakırlar. Bu yumurtalar diğer cinslere
göre kuruluğa uzun süre dayanırlar. Bu cinslerin yaşam
siklusları (sivrisinek) ortalama 10 gündür. Sivrisinek
önemli hastalıklara neden olmaktadır. Bu yüzden sivri
sinek ilaçlama yapılması önem arz etmektedir.
Sivrisinekler insanlar da en çok sıtma denilen hastalığa
neden olduğu, halk arasında bilinmektedir. Sivri sinek
ilaçlama da dikkat edilmesi gereken en önemli olay
ilaçlama yapan kişinin sivrisinek ilacını püskürtürken
solunum yollarından uzak tutmasıdır. Sinek ilaçlamasına
çok dikkat edilmelidir. Sivri sinek ilaçlama yaparken
maske takılması sağlık açısından son derece önemlidir.
Sivrisinek ilaçlama da eğer kapalı yerlerde yapılacaksa
ilaçlama etkisi hemen geçmemesi için bir müddet kapalı
tutulmalıdır.



TATARCIK SİNEĞİ

Tatarcık çift
kanatlılar takımının phlebotamidae (tatarcık)
ailesindendirler. Tatarcık Akdeniz ikliminde bol
miktarda bulunurlar sadece dişi cinslerinin kan emdiği
bu sineklerin erişkinleri sivrisineği andırır. Tatarcık
çoğunlukla gündüzleri kuytu yerlerde saklanarak geceleri
ortaya çıkarlar ve aynı zamanda soktukları yerlerde
şiddetli ağrı, kızarma ve kaşıntıya neden olurlar.
Tatarcıkların dişileri genelde bir kez yumurtlar ve
ölürler ancak bu evrimi birkaç kez yenileyeni de vardır.

Şark çıbanı, kala-azar ve tatarcık
humması gibi hastalıkların insanlara taşınmasında aktif
rol oynarlar. Tatarcık ilaçlaması bulundukları yerlerde
yapılmalıdır. Tatarcık ilaçlama yaparken bilir kişilere
bırakılması en iyi sonucu vermektedir.




TAHTA KURUSU - TAHTAKURUSU


Heteroptera (yarım kanatlılar)
takımının tahta kurusu ve tahta kuruları cimicidae
ailesindendirler. Tahta kurusu yaklaşık 75 değişik
türleri olmasına rağmen bizi en çok ilgilendiren "cimex
Lectularius" türüdür. İnsan, memeli hayvan ve kuşların
kanlarını emerek beslendiği bilinmektedir .tahtakurusu
erişkinleri 4-5 mm. Uzunluğunda,yassı oval ve kızıl
kahverengindedirler.

Tahta kurusu çok itici bir koku salgılar ve tahta
kurularının emdikleri kanı sindirebilmeleri günlerce
sürebilir ve bir kez beslenen tahtakurusu gerektiğinde
bir yıl hatta daha fazla beslenmeden yaşayabilirler.
Tahta kurusu ısırdıkları yerde kızarıklık, kabartı ve
çok kaşıntıya neden olarak rahatsız edicidir. Tahta
kurusu genelde bulaşıcı hastalık vektörü değildir.



BİT


Phthiraptera takımından
yaklaşık 3.300 değişik türü olan, küçük, kanatsız, yassı
ve renkleri kirli beyazdan-siyaha varan asalaktır.
Çin de insan bitinin de bulunduğu Anoplura alt takımı
üyeleri emicidirler ve sadece memelileri
seçen bu alt takıma "gerçek bitler" de denilmektedir.
İnsan vücut bitlerinin dışında tüm bitler, hayat
evrelerinin tamamını konakladıkları canlının vücudunda
geçirirler. Sadece vücut biti giysi kıvrımlarında
barınır. Dişi bit sirke denilen yumurtalarını, tek tek
veya topaklar halinde saç, tüy ve kıl diplerine
bırakırlar. Tek bir dişi bit iki ay içerisinde 5000
yumurta bırakabilir. Bitler genellikle bulunduğu ortamı değiştirmezler. Özellikle evcil hayvanlarda
aşırı çoğalmaları halinde hayvanın derisini tahriş
ederek yaraların açılmasına ve sekonder enfeksiyonlara
neden olurlar. Vücut üzerinde yaşadığı bölgeye göre de
değişik

isimler alır bit ilaçlaması mutlaka
güvenilir bit ilaçlamalarıyla yapılmalıdır. Bit
ilaçlaması yapılırken dikkatli olunmalıdır. Bit
ilaçlaması sırasında deriyle mümkün olduğu kadar
temastan kaçınılmalıdır ve bit ilaçlaması
yapıldıktan kısa bir süre sonra bit olan yerlerde
bitlerin kalmadığı görülecektir.


İnsanlarda en çok görülen bit türü Pediculus
humanus'tur. Vücut üzerinde yaşadığı bölgeye göre
de değişik isimler alır. Bitlenme, şiddetli
kaşıntı sonucu açılan yaralarda seconder
enfeksiyonlara,özellikle çocuklarda impedigo
denilen iltihaplı deri hastalığına yol açar.
Bitler neden olan mikroorganizmalarında
taşıyıcısıdırlar.




PİRE


Özellikleri: Boy: 2-4 mm.
Renk: Kızılımsı kahverengi yassı yapıları sayesinde hayvanların tüyleri arasında
kolayca hareket ederler. Evlerde rastlanan pireler en
çok kedi ve köpeklerle taşınanlardır. Bir kez iç alana
girdiklerinde hızla çoğalırlar.

Siyah kahverenkli, 2 - 4 mm boyunda katlı yapılı altı
bacaklı olup vücudunda ve bacaklarında kılları bulunur.
Sıçrayan yapıdadır, dikey 20 cm, yatay 40 cm zıplarlar.
Hayvan, insan, toz ve kuş piresi şeklinde türleri
vardır. Çok çabuk popülasyon yaratır, haftada 2,000
yavruya ulaşabilir. Pireler yumurtalarını toz, toprak
içine ve zeminlere dağınık vaziyette bırakır. Uygun
ısıda 8 -10 günde evrimleşerek pire olur, ısı yeterli
değilse

80-90 güne kadar uzar.
Yumurtlamak için kan emerler bu sebeple canlıya
ve insana hemen anında hücum ederler canlı
üstüne çıktığı için evlere kolay taşınır,
geceleri uyutmaz ısırır, ciltte noktacıklar
halinde ısırık izleri çamaşırda kahverengi
pisliğinin lekeleri gözlemlenebilir. Pireler en
çok hayvanların dinlenme alanlarında görülür ve
ürerler. Tifüs ve Veba hastalığı bulaştırırlar.

Davranışları:
Dişi pire günde 18 yumurta bırakabilir. Bir köpek
üzerindeki 20 pire, günde 360 yani haftada 2000 yumurta
bırakabilirler. Uygulama yapıldıktan sonra hiç
görülmemeleri iki hafta alır. Bunun nedeni, pupa
pirelerin kimyasallardan etkilenmemeleri ve ancak
kozalarından çıktıktan sonra ölmeleridir. Uygulama
sonrası vakum yapılması, yetişkin pireleri kozalarından
çıkmaya zorladığından dolayı bu süreci
hızlandırmaktadır.

Yaşam Alanları:
Pireler hayvanların üzerinde yaşayan parazitlerdir.
Yumurta üretebilmek için de bu hayvanların kanlarını
emmeleri gerekmektedir. Yumurtlama ve kan emme
eylemlerini genelde hayvan uyurken gerçekleştirirler.
Pirelerin evcil hayvanlara bulaşması bunların dış alanda
bulunmalarıyla olabilmektedir.

Mücadele İpuçları:
Ürediği ortamı tespit edip ilaçlamak, kedi ve köpek gibi
hayvanları da ilaçlayıp temizlemek gerekir. İlaçlar pupa
döneminde etkili olmadığı için ilaçlamadan sonra 15 gün
kadar ara sıra pire görülmesi doğaldır. Daha sonra
onlarda kaybolur, bazen tekrar ilaçlama
gerekebilir.Kısmi ve ferdi mücadele başarılı olmaz .

Dört basamaklı ve her biri Berfin İlaçlama gibi
profesyonel bir firma tarafından gerçekleştirilmesi daha
doğru olacak bir uygulama yöntemi ile mücadele edilir:


Uygulamaya hazırlık
Hayvanlara uygulama yapılması
İç alanlara uygulama yapılması
Dış alanlara uygulama yapılması pire istilasına sebep
olan ev hayvanlarını pirelerden koruyan ürünlerin
kullanılması ana önlem olacaktır.

Bu tür böceklerle mücadelede profesyonel firmaya
müracaat etmek, hem zaman kaybını, hem de daha
ekonomik olarak sorundan kurtulmanızı sağlar.




KENE


Kene 3mm kadar kırmızı kahverenginde yassı, oval bir
parazittir. Kene kan emerek büyür.Keneler köpek dışında
hayvanlarla insanlara da yapışıp kan emerler. Dışarıda
kene çimenlerde, çalılıklarda ve hayvan barınma
yerlerinde bulunurlar ve buradan geçen hayvanlara
yapışırlar. Kene hayvanlar vasıtası ile evlerin içine
kadar gelir. Ev içinde bir dişi kene, çatlağa, yarığa
yumurta bırakırsa bir kene, hafta içerisinde yüzlerce
kene oluşur.

Kenelerin Kontrol Önlemleri: Kenelerin evin
içinde ve dışında kontrolü zahmetlidir. Kene ile
mücadelenin tekrarlanması gerekebilir. Bunun için

profesyonel bir servise ihtiyaç duyulur. Kene
zararlı böcekler kategorisine girer. Kenenin kan
emici bir özelliği olup hastalık yapar.
Kenelerin bulundukları yerlerin ilaçlama
yapılması gerekmektedir.Kene ilaçlama yaparken
mümkün olduğu kadar fiziksel temastan
kaçınılmalıdır. Kene ilaçlamayı bilir kişinin
yapması daha iyi olur.



YABAN ARISI


Yaban arısı
ısırmaları insanlarda alerjik reaksiyonlara neden
olarak zarar verir. Yaban arısı ağaç dallarında
aralarında veya yer altına yuva yapar. Yaban arısıyla kimyasal mücadelede yuvaları direk ilaçlanır,
ilaçlamanın yaban arılarının içeride bulunduğu zaman
yapılması çok önemlidir.

Yaban arısı sokmalarında sağlık ocakları veya buz
tedavisiyle giderilebilir. Arı ilaçlaması yapılırken çevrede
başkalarının bulunmamasında fayda vardır. Arılar sinirlenip
daha da saldırganlaşabilirler. Bu yüzden arı ilaçlama
yaparken hem maske takılmalı hem de tek olunması
gerekmektedir. Arı ilaçlaması bilir kişiler tarafından yapılmalıdır.



ÇİYAN - ÇIYAN


Çiyan 3-10 cm
arası büyüklükte 2-8 mm eninde yassı gövdesinde 17 çift
anteni bulunan zehirli bir haşeredir çiyan. Çiyan
geceleri böcek ve solucanlar ile beslenirler ve çiyanlar
insanlara saldırmazlar. Çiyan, terlik ve ayakkabı
giyerken veya çıplak ayakla dolaşırken sokabilir.
Bunun için çiyanlara dikkat edilmelidir. Çıyan görülen
yerlerde mutlaka çiyan ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama
yapılırken çiyan olmayabilir ama yine de ilaçlama
yapılması iyi sonuçlar verebilir. Çiyan dan korunmak
için çiyanın bulunduğu yerler mutlaka bilir kişilerce
yapılmalıdır.



ÖRÜMCEK


Örümcek ev içinde göz
zevkini bozan ağlar örer, örümcek ağları türlere göre
değişir. Kara
dul örümceği zehirli bir örümcek türüdür. Örümcek ağları
sürekli temizlenmeli, ayrıca mayıs ayında yapılacak
ilaçlama önemli ölçüde önlenir. Örümcekler kuytu yerleri
severler aynı zamanda örümcekler perde aralarında, serin
yerlerde yuvalanırlar. Örümcek ilaçlaması yapılırken dikkat
edilmelidir.




AKREP


Akrepler kıskaçları ve uzun kuyrukları
ile kolaylıkla tanınabilirler akrepler kızdırıldığı
zaman zehirli iğnelerini insanlara sokarlar ve akrep
çoğunlukla karnivordur, pek azı bitki öz suyu ile
beslenirler. Akreplerin bazılarının bir yıl kadar açlığa
dayandıkları tespit edilmiştir ayrıca akreplerin
vücutları oransal olarak yassı yapıda olup dar
aralıklardan geçebilirler. Pestisitlerin akreplerin
sakladığı klozetler, boru giriş yerleri, tavan araları,
bodrum katları gibi yerler, dışarıda taş yığınları ve
odunluklar ilaçlanmalıdır fakat akrep ilaçlaması uzman
kişiler tarafından yapılmalıdır ve akrep ilaçlama
yapılırken dikkat edilmelidir.




AKAR - MİTE



Biyolojisi: İnsan hayvan ve bitki gibi canlıların
yaşadığı ortamda canlı artık ve döküntüleriyle beslenen,
gözle görülmeyen başı, gövdesi, bacakları ve birçok
türü olan canlılardır. Özellikle tozlu bakımsız evlerde
tavuk, güvercin ve farelerde, bazen de suda ve otluk
alanlarda çok yaşarlar.

"Alerjik reaksiyonlara neden olurlar, özellikle astımı
ve alerjisi olanlar dikkat etmelidir."

Kontrol Önlemleri: Ev içinin ve eşyaların
ilaçlanması, evde tozların sık sık alınması ve evin
dikkatli temizlenmesi gibi tedbirler alınmalıdır.
Akar-mite ile mücadelede ilaçlama önemlidir.



UYUZ BÖCEĞİ


Biyolojisi:
Uyuz böceği insanın derisi içine girerek tüneller
halinde (2 mm-3 cm uzunlukta) yerleşip üreyen, devamlı
deride tünel açan, kabarcıklar, delikler ve yaralar
meydana getiren bir parazittir. Uyuz böceği
kıl diplerinde iltihaplı dermatit de yaparlar. Böcek
yassı, oval, kitinle örtülü ve kirli sarı renklidir.
Kısa, kalın ve kıllı bacakları vardır. 0.4 mm boyunda ve
0.3 mm enindedir. Deri altına yumurtlayarak ürer.
Yumurtlamadan iki hafta sonra hastalığın başlaması
vücutta genellikle parmak araları, bilek ve dirseklerin
iç kısmı, koltukaltı, karın ile bacakları sarması ile
olur. Deride kazdığı tünellerin üzerinde içi su ve
parazit dolu kabarcıklar oluşur. Özellikle geceleri
artan şiddetli alerjik kaşıntılar oluşur, buna uyuz
hastalığı denir. Uyuz insanlardan el sıkma ile,
kullandığı eşyalar ve bir arada yaşama ile bulaşır.
Özellikle okul, yurt kışla gibi toplu yaşam yerleri en
kolay bulaşma ortamıdır. Bilgisiz ve fakir ortamda daha
çok görülür.

"Uyuz böceği kedi, köpek gibi memeli hayvanlarda da
hastalık yapar. Hububatla da geçen cinsi vardır. Deride
geceleri kaşıntı, kabarcıklar varsa "Acilen
Doktora gidilmelidir."


GÜVE


Kelebeğin vücudu ve
kanatları homojen olarak parlak altın renginde ve kanat
açıklığı 13 mm'dir. Güveler elbiselerin yaka altı, dikiş araları,
koltuk altı vb. yerlerde bulunur ve ağların varlığı
ile içerisinde güve olduğu anlaşılmaktadır.

Larva dönemi 30-35 günde tamamlanır
ve pupa dönemi yazın 8-10 gün, kışın 21-28 gün sürer.
Aynı zamanda ısıtılan binalarda yılda 3-4 döl,
ısıtılmayanlarda 1 döl verirler. Güve ilaçlama
önemlidir.


KULAĞA KAÇAN


Kulağa kaçan
genelde nemli ve yağmurlu zamanlarda evlere akın
ederler. Kulağa kaçan bilinenin aksine zararsızdır ve
ev duvarlarındaki çatlak ve yarıklardan
yürüme yollarından, garajdan,etraftaki sarmaşık tipi
bitkilerden içeri girmektedir.Taş yığınları gibi rutubet
oluşturacak alanlara ilaçlama yapılmalıdır.




TESPİH BÖCEĞİ - TESBİH BÖCEĞİ


Tespih böcekleri bodrumlarda ağaç
kabukları altında rutubetli yerlerde yaşarlar.

Tespih böceği mahzen ve bodrum gibi
yerleri sever aynı zamana da tespih böceği saksı
bitkilerine zarar verirler.



GÜMÜŞ BÖCEĞİ - GÜMÜŞÇÜN


Vücut uzunluğu
7-10 mm'dir. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla
kaplıdır. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz
renktedirler hayat devresi bir yılda tamamlanır,
erginler 2-3 yıl yaşar. Pamuk, naylon, kitap ciltleri,
duvar kağıtları, nişastalı materyallerle beslenirler
kağıt materyal bulunan odalar özellikle ilaçlanmalıdır




KIRK AYAK - KIRKAYAK


Kırkayak 5 cm den daha küçüktür.
Kırkayaklar siyah veya kahverengindedirler. Kırkayaklar
genelde yaprak döküntüleri gibi alanlarda buldukları ölü
organik maddelerle gıda gereksinimlerini karşılarlar. Kırkayak böceğinin vücudunun her segmentinde
iki çift ayağı bulunmaktadır. Kırkayak dış alanlarda
daha çok görülür. Genellikle iç alanlarda
kırkayaklara pek rastlanmaz. Kırkayaklar rutubetli
ortamları daha çok severler kırkayak, rutubetsiz
ortamlarda yaşayamaz, rutubetsiz
alanlarda kısa süre sonra ölürler. Rutubetin olduğu iç
alanlarda yaşayabilirler. Kırkayaklar rutubetli
ortamlarda binlerce sayıda çoğalabilirler.

Kırkayaklar iç kısımlarda bodrumlarda, katlarda, ya da
evlerin balkon kısımlarında yaşarlar. Bina dışında ise
kırk ayak yapraklı yerlerde veya rutubetli alanlarda
yaşarlar. Çimenliklerde de kırkayaklara çok rastlanır ve
kırkayak ilaçlaması yapılırken daha çok bulunduğu yerler
veya kırkayakların yuvaları ilaçlama yapılmalıdır.
Böylece yapılacak kırkayak ilaçlama etkisini göstersin.




SALYANGOZ


Salyangoz yumuşakçalardandır.
Salyangoz kabuklu kara hayvanlarıdır. Salyangoz bütün
çevrelerde görülebilirler.

Salyangozlar daha çok nemli alanlarda bulunurlar.
Salyangozlar daha çok yağışın bol olduğu alanlarda ve
sonbahar aylarında sürekli olduğu yerlerde görülürler.
Salyangoz sıcak havalarda kurur. Salyangoz geçtiği
yerlerde iz bırakan bir sıvı üretir. Salyangozlar
çoğunlukla otçuldurlar. Ama salyangozların bazıları
etçilde olabilir. Salyangoz en çok yağmur yağdığında
ortaya çıkar.

Sularda ve nemli çayırlarda yaşayan, değişik
ebat ve şekillerde çok değişik türleri vardır.
Kabuklu bir türdür. Gezdikleri yerlere
sıvılarını bulaştırır. Bitkileri yiyerek
yaşamları sürdürürler. Bahçe ve çimenlik
alanlarda özel yem şeklinde hazırlanmış
mollusisit grubu ilaçları atmak sureti ile
kolayca mücadele etmek mümkündür.



AĞAÇ KURDU - TAHTA KURDU - MOBİLYA BÖCEĞİ



Ağaç kurdu (tahta kurdu) genellikle eski tahta eşyalar,
kapı, parke ve mobilyaların içlerinde yaşarlar. Ağaç
kurtları delikler açarak bu kısımlara yerleşirler. Ağaç
kurtlarının (tahta kurdu) kemirdikleri ağaçların tozları
dışarıya dökülür ve ağaç kurtları yuvalanırken sesleri
geceleri duyulabilir. Ağaç kurtları toplu iğne
büyüklüğündedirler. Ağaç kurtları (tahta kurtları)
genellikle kahverengindirler.

Ağaç kurtları daha çok mobilyaların iç kısımlarında
yuvalanırlar. Ağaç kurtlarının (tahta kurdu)
kemirdikleri ağaçların tozları yere dökülür. Ölen ağaç
kurtları mobilyaların altına düşer. Ağaç kurdu
ilaçlaması profesyonellik gerektirir. Bireysel
mücadelelerle tahta kurdu sorunu çözülemez.




EV FARESİ


Ev faresi çok küçük 3 cm civarındadır. Fındık faresi
olarak da bilinir. Ev faresinin rengi genelde gridir. Ev
faresi büyük kulaklara, küçük gözlere ve burunlara sahip
kemirgen bir hayvandır. Ayrıca ev faresi (fındık faresi)
pisliği siyah pirinç büyüklüğünde ve ovaldir. Ev faresi
devamlı pisliğini evin içine
yapar. Ev faresi çok çabuk ürer. Ev faresinin gebeliği
18-21 gün sürer ve her seferinde 5-8 arası yavru yapar.
Ev faresi yılda 5 - 10 kere döl verir. Ev faresi 0.5 cm
delikten geçer ve 4 metre yüksekten atlayabilir. Ev
faresi (fındık faresi) ilaçlama yapılırken bilir kişiye
bırakılmalıdır. Ev faresi yani fındık faresi ilaçlama
etkili olması için yuvaları yada gezindikleri yerler
ilaçlama yapılmalıdır.




LAĞIM FARESİ


Lağım faresi kuyruğu hariç 18-25 cm
boyunda ve 200-600 gr ağırlığındadır. Lağım faresi bina
dışında ise nehir kenarlarında, yol boyunca toprak
altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yapar.
Lağım faresi dışkısı küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar
uzunlukta olabilir. Lağım faresi güçlü koku ve işitme
duyularına sahiptir. Lağım faresi 12 mm den büyük
aralıktan geçebilir. Lağım faresi sık sık yangınlara
neden olmaktadır. Aynı zamanda lağım faresi hastalık
taşıyıcısıdır. Lağım faresi saldırgan değildir, fakat
lağım fareleri aç oldukları zaman saldırganlaşabilir.
Lağım faresi ilaçlama yapılırken dikkat edilmelidir.
Lağım farelerinin gezindikleri ve güzergahları ilaçlama
yapılmalıdır. Lağım faresi ilaçlama bilir kişilerce
yapılmalıdır.




ÇATI FARESİ


Çatı fareleri kuyruğu hariç 16-21 cm boyunda ve 80-300 gr
ağırlığındadırlar. Çatı faresi kahverengi veya siyah
tüylere sahiptir. Çatı faresi aynı zamanda çok iyi
tırmanır. Çatı faresi 4 ayda ergin hale gelir ve 12 ay
kadar yaşar ve çatı faresi bir keresinde 4-8 yavru
doğurur ve yılda 6 döl verebilir. Çatı faresi 12 mm den
büyük aralıktan kolayca geçebilir. Çatı faresi kuduz ve
şap gibi bir çok hastalığı yayarak büyük tehlike
oluşturur. O yüzden çatı faresi zararlı haşereler
sınıfına girer. Çatı faresinin zararlarını azaltmak için
ilaçlama yapılmalıdır. Fakat ilaçlama yapılırken dikkat
edilmeli ve ilaçlama bilir kişilerce yapılması
gerekmektedir. Çatı faresi ilaçlama etkisini göstermesi
için zamanında ilaçlama yapılmalı ve bulundukları yerler
tespit edilerek ilaçlama yapılması daha etkili olacaktır
ve çatı faresi büyük olduğu için insanlara ve
eşyalara zarar vermesi muhtemeldir.



KALORİFER BÖCEĞİ

Kalorifer
böcekleri her yerde yaşayabilirler. Kalorifer böceği
için yaşamaya ve üremeye en uygun yerler sıcak
ortamlardır. Sıcak ortamlarda kalorifer böcekleri hızla
ürerler. Kalorifer böceği evlerimizde her yerde
görülebilirler. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve
banyolardır. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her
pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve
sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde
aktiftir. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında, delik
ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve
geceleri aktiftirler, çok dayanıklıdırlar, bilinçsiz
yapılan amatör mücadelelerde ilaçlara çok çabuk direnç
kazanırlar. Genellikle geceleri aktif olan kalorifer
böcekleri ışığa karşı hassastırlar. Bir binada 10 kat
birden bir gecede dolaşabilirler. Kalorifer böcekleri,
yaklaşık bir gecede 4,5 km yol kat edebilirler. Bütün
insanların ve diğer canlıların yediği ve yemediği her
şeyi yerler, kağıda kadar. Genelde toplu koloniler
halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır. Nemli, sıcak
ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi,
depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi
yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde
çok görülürler. Dünya üzerinde her yerde bulunurlar.
Türlerinin çoğu tropiklerde yaşar, ancak Kuzey ve Güney
Kutuplarında da yaşayabilirler. -32 dereceye kadar
dayanabilirler.
Sayfa başına dön
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz